Azure Stack hakkında bilmeniz gerekenler – Bölüm 1

Uzun zamandır bloğumda Azure Stack ile ilgili hiçbir paylaşımda bulunmadım ve sadece sessizce takip ettim. Birkaç ayda pek çok yenilik gerçekleşti ve bu paylaşımımda yeniliklerde en çok etkin olan özellikleri açıklayacağım.

Azure Stack geçen yıl TP1 ( Teknik önizlemesi 1 ) adı verilen proof of concept ile beklenilenden daha önce bir sürede tanıtıldı. Bizlere sunulan bu teknik önizlemenin hedefi müşterilere, danışmanlara ve ilk deneyimleyenlere Microsoft’un private ve hybrid cloud ortamının geleceğinin nasıl ne gibi ne tür yeniliklerinin geldiğinin ilk denemesinin yapıldığını göstermekti. Ama, sahiden nedir bu Azure Stack?

Sade Bir Anlatım ile Azure Stack

Azure Stack Microsoft Azure servisleri, özellikleri ve kullanıcı tecrübesi benzerine sahip olmak için on-premise(Datacenter) yapınıza deploy edebileceğiniz bir yazılımdır. Eğer Microsoft Azure kullanıyorsanız (yeni portal, İbiza Portal olarak bilinen portal.azure.com) kendi veri merkezinize Azure Stack deploy ettiğinizde elde edeceğiniz hizmet yukarıdaki cümlelerimde geçmektedir. Böylece lokal tesislerinizde Azure teknolojisini geliştirebilecek, deploy edebilecek, yönetebilecek ve Azure Virtual Machine, Web Application, Virtual Network gibi sayısı daha da artan Azure servislerinden faydalanabileceksiniz. Sadece tarayıcı üzerinden portal.azure.com’u yazmak yerine, size özel Azure Portal’a (kendi veri merkeziniz üzerindeki ) yönlendiren kendi alan adınız ile rastgele bir URL tuşladığınızı düşünün. Oldukça inanılmaz gözüküyor.

Azure Stack benim şirketim için mi yoksa iş için mi uygun?

Azure Stack sizin veri merkezinize sanallaştırma platformundan ( basit bir sanal makine) veya gelişmiş bulut özelliklerini Azure App gibi servisleri gerçekleştirmek için bir yol sunar. Teknik olarak baktığımda, Azure Stack hizmetini en azından sanallaştırmayı benimsemiş ve kullanmayı hedef almış her şirket tarafından tercih edilebilir olarak görüyorum. Fakat bu, Azure Stack hizmeti benimsemek için yeterli değildir. Bir danışman ve Azure Mimarı olarak, bence Azure Stack aşağıdaki durumlar içerisindeyseniz sizin için uygun olabilir.

Microsoft Azure tarafından sağlanan farklı servisleri, konseptini deneyimlemiş veya deneyimliyorsanız, eğer Azure hizmetinin şirketiniz için onayladıysanız, ve On-Premises tesislerde aynı deneyimi arıyorsanız ( herhangi bir nedene bağlı olarak) Azure Stack sizin için iyi bir tercih olabilir. Azure Stack ve Azure uyumlu olarak çalışır. Hybrid bir ortama sahip olabileceğinizden kaynaklarınızı Azure Susbscription ve Azure Stack arasında hiçbir ekstra bir yapılandırmaya gerek kalmadan kolay bir şekilde kaydırma şansınız olacak. Bununla beraber Azure ve Azure Stack aynı API kullandıkları için yazılım ekibinin kod tarafında güncelleştirme yapmalarına gerek kalmayacak.( API, Resource Deployment, DevOps)

Güncel bulut teknolojilerini ve konseptini sağlayan özel bir bulut platformu arıyorsanız, Azure Stack, Azure tarafından yaratıldı ve test edilmiş ve yapılacak iyileştirmelerden sürekli olarak yararlanmaya devam edeceksiniz.

Uygulamaları ve Servisleri daha hızlı inşa etmek için modern bir yol arıyorsanız, Paas ve Micro Services yapısını baz almış model olarak Azure Stack tam size göre. İlk versiyonunda ( 2017 ortası ) Azure Web Apps’i destekleyecek, biraz daha ileriye gidersek eğer getirmeyi planladıkları hizmetler arasına Azure Fabric’i de katabiliriz.

Azure Stack Müşterilere Nasıl İletilecek ?

Bahsetmem gereken asıl tartışma konusu, burada Microsoft kazanan taraf oluyor ve bunu da tabi ki sınıflandırılmış esnekliğine borçlu diyebiliriz. Azure Stack bütünleşmiş Sistem platformları ile 3 farklı donanım sağlayıcılarını seçme konusunda özgürlük hakkı verecek.

Yukarıdaki resimde görüldüğü gibi Hewlett Packard Enterprise, DELL ve Lenovo dışında Azure Stack platformunu kendi donanımınızın üzerine deploy edemeyeceğinizdir.

Bu son açıklama takip ettiğim topluluklar tarafından tepki yarattı ve bu can alıcı noktayı iki başlık altında toplayabilirim.

Microsoft bu modelin istenilen Enterpise level olan private / hybird bulut platformuna erişmek için tek yol olduğunu doğruluyor. Microsoft donanım ile bütünleşmenin oldukça ağır bir görev olduğunu ifade ediyor ve müşteriye bir hazır makine verip platformu onaylamayı tercih ediyor.

Topluluk tarafından önerilen ise Microsoft’un ilk olarak fiyatı makul olmayan donanım sağlayıcıları için çözümü kilitlemesinden ve ikinci olarak ise orijinal sanallaştırma ve bulut ideolojisini takip etmemesinden ki bu da var olan kaynakların ister istemez optimizasyonunu ve yeniden kullanımını reddetmek anlamına geliyor ve hatta makul fiyatlı ve emtia donanımları kullanmamayı tercih etmesinden dolayı şaşırıyor.